Sabahattin Ali Kimdir?

Çizim : TÜLAY PALAZ

Sabahattin Ali Kimdir?

Çizim : TÜLAY PALAZ

Çizim : TÜLAY PALAZ

Sabahattin Ali (25 Şubat 1907, Eğridere – 2 Nisan 1948, Kırklareli), Türk yazar ve şair. Edebi kişiliğini toplumcu gerçekçi bir düzleme oturtarak yaşamındaki deneyimlerini okuyucusuna yansıttı ve kendisinden sonraki cumhuriyet dönemi Türk edebiyatını etkileyen bir figür hâline geldi. Daha çok öykü türünde eserler verse de romanlarıyla ön plana çıktı; romanlarında uzun tasvirlerle ele aldığı sevgi ve aşk temasını, zaman zaman siyasi tartışmalarına gönderme yapan anlatılarla zaman zaman da toplumsal aksaklıklara yönelttiği eleştirilerle destekledi. Kuyucaklı Yusuf (1937), İçimizdeki Şeytan (1940) ve Kürk Mantolu Madonna (1943) romanları Türkiye’deki edebiyat çevrelerinin takdirini toplayarak hem 20. yüzyılda hem de 21. yüzyılda etkisini sürdürdü.

 Sabahattin Ali Ailesi

Sabahattin Ali, Karadeniz kökenli bir aileye mensuptur. Büyükbabası Bahriye Alay Emini[ 1] Oflu Salih Efendi’dir.[1] Sabahattin Ali’nin Mehpare Taşduman’a[not 2] yazdığı 24 Ağustos 1928 tarihli mektupta geçen “Babam İstanbul’un eski ve asil bir ailesinin çocuğu idi.”[2] cümlesi, büyükbabasının gençken veya çocukken İstanbul’a gelip yerleştiğini göstermektedir.[3] Bazı kaynaklar ise Sabahattin Ali’nin büyükbabasının Yüzbaşı Mehmet Ali Bey olduğunu hatalı bir şekilde yazmaktadır.[4] İçimizdeki Şeytanlar adlı eserinde Nihal Atsız, Sabahattin Ali’nin kendisine Oflu bir babanın çocuğu olduğunu söylediğini belirtti.[5] Aliye Ali, Ramazan Korkmaz’ın kendisiyle yaptığı özel bir görüşmede, eşinin Karadeniz kökenli olduğunu fakat büyükbabasının sonradan İstanbul’a yerleştiğini söyledi.[6]



Yazarın babası Ali Selahattin Bey (1876-1926) Eğridere’de zabit olarak çalışırken kendisinden on altı yaş küçük olan Hüsniye Hanım’la tanıştı ve evlendi.[2] Bu evlilikten Sabahattin (1907) ve Fikret (1911) adında iki çocuğu oldu. Ali Selahattin Bey I. Dünya Savaşı yıllarında “Divan-ı Harb Orfi Reisi” olarak Çanakkale’ye çağrıldı ve eşi ile çocuklarını alarak Çanakkale’ye gidip dört yıl kadar bir süre orada kaldı. Sabahattin Ali burada geçirdiği yıllardan zaman zaman mektup ve yazılarında bahsetti.[7] Ali Selahattin Bey biriktirdiği para ile İzmir’e gelerek tiyatro veya gazino işleriyle uğraşmak istemekteydi. Belirli bir süre yolunda giden işleri, İzmir’in işgali ile sekteye uğradı. Daha sonra ise ailecek Edremit’e göç ederek Hüsniye Hanım’ın babasının yanına gittiler. 1920’ye gelindiğinde aileye Süheyla (Conkman) adında bir kız çocuğu katıldı.[8][9] Süheyla aile içinde “Süha” olarak çağrılırdı.[10]

Daha Geniş Bir Çerçeveden Sabahattin Ali Kimdir? [11]

25 Şubat 1907’de Edirne Vilayeti’nin Gümülcine Sancağı’na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey’in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit’in çeşitli okullarında tamamlamıştır (1921) Edremit’e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu’na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu’nda mezun olmuştur (1926) . Bir yıl kadar Yozgat’ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı’nın açtığı sınavı kazanarak Almanya’ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 – 1930) . Yurda döndükten sonra Aydın ve Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır.




Konya’da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk’ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932) , bir yıla mahkum olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıl dönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933) . Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara’ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı’na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur’un ‘eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini’ istemesi üzerine Varlık dergisinde ‘Benim Aşkım’ adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk’e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü’ne alınmış, Ankara II. Ortaokul’da öğretmenlik yapmıştır.

16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936’da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir’de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi’nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı’nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 – 1945) .

‘İçimizdeki Şeytan’ romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız’ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul’a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945) . Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, iktidarın kışkırtmasıyla meydana gelen Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz’la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 – 1947) . Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle ‘Milli Şef’ İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır.Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı ‘Ne Zor Şeymiş’ başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: ‘Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi’.




 

Bir başka dava nedeni ile 1948’de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan’a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde öldürülmüştür (2 Nisan 1948) .

SABAHATTİN ALİ’NİN ESERLERİ

Roman

Kuyucaklı Yusuf (1937)
İçimizdeki Şeytan (1940)
Kürk Mantolu Madonna (1943)

Öykü

Değirmen (1935)
Kağnı (1936)
Ses (1937)
Yeni Dünya (1943)
Sırça Köşk (1947)

Şiir

Dağlar ve Rüzgâr (1934)
Kurbağanın Serenadı (1937)
Öteki Şiirler (1937)

Oyun

Esirler (1936)

KAYNAKLAR;

  1. ^ Gövsa, İbrahim Alaettin (1946), Türk Meşhurları Ansiklopedisi, Yedigün Neşriyat, s. 332, OCLC 7193074
  2. ^ a b Laslo, Filiz AliÖzkırımlı, Atilla(1979), Sabahattin Ali, İstanbul: Cem Yayınları, s. 320
  3. ^ Korkmaz, Ramazan (1991). Sabahattin Ali – İnsan ve Eser (Doktora). Elazığ: Fırat Üniversitesi. s. 3.
  4. ^ a b Nesin, Aziz (11 Şubat 1949), “Sabahattin Ali Bibliyografyası”, Gelincik1, s. 12
  5. ^ Atsız Nihal (1940), İçimizdeki Şeytanlar, İstanbul: Arkadaş Kitabevi, s. 4-5, OCLC 75618403
  6. ^ Korkmaz 1997, s. 4.
  7. ^ Korkmaz 1997, s. 5.
  8. ^ Ertüzün 1985, s. 20.
  9. ^ Korkmaz 1997, s. 6.
  10. ^ Ali, Sabahattin. Hep Genç Kalacağım(2008 bas.). Yapı Kredi Yayınları. s. 361. ISBN 97897508144099 |isbn= değerini kontrol edin: length (yardım).
  11. Sözcü – Sabahattin Ali Kimdir?

 

0 0 0 0 0 0
  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Makale gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 478