'Hukuk Nedir' Kategorisindeki Yazılar
İlk derecede hüküm veren mahkemeler. Esasta bir başkan ve iki üyeden ibarettir. Fakat çok yerde tek yargıçlıdır. Ceza, hukuk ve ticaret olmak üzere üç bölüme ayrılır. Asliye ceza mahkemesi, bir yargıçla bir savcıdan kurulmuştur. Hukuk mahkemeleri ile ağır ceza mahkemelerinin görev ve yetkileri dışında kalan dâvalara bakar. Asliye hukuk mahkemesi, sulh hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemelerinin görev ve yetkileri dışında kalan dâvalara bakar. Tek yargıçlıdır. Ticaret mahkemesi, yalnız ticaret dâvalarını görür.
Bunlarda bir başkan ve iki üye vardır. Asliye ceza mahkemelerinde dâvaya savcı tarafından, ya da şikâyet sahibi tarafından bir dilekçe ile açılır. Asliye hukuk ve ticaret mahkemelerinde ise dâva, şikâyet sahibi tarafından dilekçe ile açılır. Bu mahkemelerde verilen kararlar temyiz edilirler. Yargıtay kararı bozarsa, mahkeme yeniden görülür.
25 Şubat 2007
9 Temmuz 1961 günü halkoyuna sunularak kabul edilmiş olan yeni Anayasanın 145 inci maddesi gereğince kurulmuş olan yargı organı. Anayasa Mahkemesi, on beş asil ve beş yedek üyeden meydana gelmiştir. Asîl üyelerden dördü Yargıtay, üçü Danıştay genel kurullarınca kendi üyeleri arasından, üye tam sayılarının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir.
Bir üye de Sayıştayca aynı yolda seçilir. Millet Meclisi üç, Cumhuriyet Senatosu iki üye seçer. Cumhurbaşkanınca da, biri askeri yargıtay genel Kurulunca gösterilen üç aday arasından olmak üzere, iki üye seçilir. Anayasa Mahkemesi de, kendi üyeleri arasından, dört yıl için Başkan ve Başkan vekili seçer.
Anayasa Mahkemesinin en önemli görevi, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından çıkarılan kanunların, Anayasaya aykırı olup olmadıklarını tâyin etmektir.
25 Şubat 2007
Ceza dâvalarına bakan asliye mahkemelerinin en yükseği. Eskiden bunlara cinayet mahkemeleri de denerdi. Bu mahkemeler asliye ve sulh ceza mah kemelerinin yetkileri dışında kalan dâvalara bakarlar. Ele aldıkları dâvaların suçları daha ağır olduğundan, ağır ceza mahkemeleri adını almışlardır. Asliye mahkemeleri birer hakimli olduğu halde, ağır ceza mahkemelerin. de bir başkan, iki üye ve bir savcı bulunur. Ağır ceza mahkemelerinin göreceği dâvalarda önce savcı, hazırlık sorgusu yaparak, suç olup olmadığını tespit eder. Suçlu olduğuna kanaat getirince sorgu hâkimine ilk tahkikatı yaptırır. İlk tahkikat, suç olduğu noktasında birleşince ağır ceza dâvası başlar ve sanık suçlu görülürse mahkûm olur, görülmezse beraat eder.
Ağır ceza dâvaları özellikle şu şekilde bir seyir takip eder. Olayın savcrya bildirilmesi üzerine savcı ilk soruşturmasını yapar. Bu ilk hazırlık sorgusundan sonra ,sorgu hâkimi ilk tahkikatı yapar. Olayda suç olduğuna kanaat getirilince son tahkikatın yapılması için olay ağır ceza mahkemesine verilir.
Ağır ceza mahkemesinde, delillere, şahitlere ve sanığın ifadelerine tekrar başvurularak olay yeniden tetkik edilir ve olay sonunda suç sabit görülürse, sanık mahkûm olur. Sanık, beraat etmezse, mahkûmiyetini, bir yanılma ihtimalini göz önüne alarak Temyiz mahkemesinde de yapılan inceleme sonunda, ağır ceza mahkemesinin verdiği karar doğru bulunursa sanık, cezasını çeker.
Ağır ceza mahkemesinin sanık hakkında verdiği karar idam hükmü ise, bu hükmün, ilkin Millet Meclisi ve sonra da Cumhurbaşkanı tarafından onaylanması gerekir. Bu hallerde sanık, ya idam kararı tasdik edilmek suretiyle cezalandırılır, ya da cezası ağır hapse çevrilir.
25 Şubat 2007
Suç işleyen kimseye, kendisini doğru yola getirmek ve başkalarına ibret olmak amacıyla, suçun derecesine göre, çektirilen her türlü acı hal. Suçu işlemiş olana karşı tatbik edilen acı çekme hali, cezayı, tatbik edile gelen müeyyidelerden ayıran başlıca özelliktir. Bu bakımdan, suçu önlemek için başvurulan çeşitli polis tedbirleri ve bir suçtan doğacak maddî zararları kapatmak için tatbik edilen para cezalarını, ceza dan ayırmak gerektir. Bu çeşit emniyet tedbirlerinde, geleceğin göz önünde tutulmasına karşılık cezada, geçmiş göz önünde tutulur. Bu bakımdan, bir kimsenin suç işlemesi ve bu suçundan dolayı sorumlu olması, kanunlarla tarif edilmiş ve kayıtlara bağlanmıştır.
Cezalar, ya cismanî ya da hürriyeti bağlayıcı olmak üzere iki şekilde olur. Cismanî cezalardan bugün yürürlükte kalan tek ceza ölüm cezası dır. Ölüm cezasında, hükümlünün hayatına asılmak (ya da giyotin, kurşuna dizilmek, gaz odasında boğulmak, elektrik sandalyesine oturmak) suretiyle son verilir.
Hürriyet bağlayıcı cezalarda ağır ve hafif hapis şeklinde uygulanır.
25 Şubat 2007
En eski devirlerden zamanımıza kadar kişinin tek başına başaramadığı ve başaramayacağını anladığı, kudret ve kuvvetinin yetmediği işleri hemcinsleriyle bir araya gelmek suretiyle başarmak için meydana gelen ve özel hukukun kabul ettiği bir hükmî şahıs (tüzel kişi) dir. Cemiyetler ya kazanç amacıyla kurulurlar (kolektif, komandit, limited, anonim şirketler ve kooperatifler gibi), ya kazanç amacı hiç gütmezler (siyasi, dinî, hayır işleriyle ilgili, sporla ilgili cemiyetler gibi), ya da amaçlarına erişmek için ticarî şekilde faaliyette bulunurlar (Kızılay Cemiyeti, Çocuk Esirgeme Kurumu, Türk Eğitim Derneği gibi).
Cemiyetler, kuruluş amaçlarına göre belli kanunların hükümlerine bağlıdırlar. Yalnız ticaret amacıyla kurulmuş olan cemiyetler, Türk Ticaret Kanununun hükümlerine kazanç amacıyla kurulmamış olan cemiyetler, Türk Medeni Kanununun ve Cemiyetler Kanununun hükümlerine bağlıdır. Cemiyet kurma serbestliği Anayasanın koruyuculuğu altındadır. Ancak Anayasanın koyduğu bu serbestlik belli kanun hükümleri dairesinde olan bir serbestliktir.
Cemiyetin kuruluşu : Belli bir amaca göre bir cemiyet meydana getirmek isteyenler, bu cemiyetin bir tüzüğünü yaparak, cemiyetin adını ve merkezini faaliyette bulunacağı konuyu ve amacını kurucu üyelerin ad ve soyadlarını, meslek ve sanatlarını, ikamet yerleri ve uyruklarını, cemiyete girip çıkma şartlarını, cemiyetin nasıl idare edileceğini ve nasıl temsil edileceğini, yetkilerin derecesini, genel kurulun ne yolda kurulacağını, genel kurul vazife ve yetkilerinin ne olacağını, genel kurulun nasıl toplanacağını alınacak kararların üyelere ve ilgililere ne şekilde bildirileceğini, cemiyeti idare edecek heyetin seçim şeklini ve üye sayımı, üyelerin vermesi gereken aidat miktarını, hesapların teftiş ve kontrol edilme şeklinin, cemiyetin feshedilmesi halinde mallarının tasfiye şeklinin nasıl ve ne şekilde olacağını bildirmek zorundadırlar.
Cemiyetin teşkilâtı ve işleyişi: Cemiyetlerde başlıca şu organlar bulunur. 1 - Genel Kurul: Cemiyetin en yüksek bölümüdür. Cemiyetle ilgili her hususu kontrol etmek, ilgili her çeşit kararı almak, en son sözü söylemek, üye kabul etmek ve çıkarmak, cemiyetin bütçe ve hesaplarını tetkik ve kabul etmek, ana nizamnameyi değiştirmek, idare heyetini seçmek, cemiyeti feshetmek gibi esaslı ve önemli yetkileri vardır. Genel kurul cemiyetin üyelerinden meydana gelir. Genel kurulun toplantısında tartışmaların başlayabilmesi için yeter görünecek çoğunluğun kaç kişiden ibaret olacağı tüzükte belli edilmiştir. 2 - İdare Heyeti: İdare heyeti, resmî ve özel işlerde cemiyeti temsil eder. Gerçekte bilfiil cemiyeti idare eder. Her yıl o yıl içindeki muameleleri hesapları, gelecek yıla ait bütçeyi genel kurulun tetkik ve tasdiki, ne sunmak için hazırlar. Genel kurulu, tüzüğüne göre toplantıya davet eder. Tetiye defterinin, gelir ve gider defterinin tutulmasına, cemiyet işlerinin düzenli gitmesine çalışır. 3 -Kontrol Heyeti: Bu heyet, cemiyetlerin her türlü muamelelerini, defter ve hesaplarını kontrol ederler.
Bütün bu kontrol işlerinin dışında cemiyetlerin her türlü muameleleri, defterleri ve hesapları mahallî hükümet idaresi tarafından her zaman tetkik ve teftiş edilebilir. Üyelik hak ve mükellefiyetleri: Herhangi bir cemiyete üye olmak, o kimse için bir takım hakları ve borçları gerektirdiğinden, bir cemiyete üye olacakların medenî haklara sahip ve 18 yaşını bitirmiş olmaları gerekmektedir.
25 Şubat 2007
Orta çağda ,Avrupanın bazı memleketlerinde kurulmuş olan ve XIX. yüzyılın başlarına kadar süren Katolik mahkemelerine verilen ad. Mahkemeler, Katolik, mezhebine karşı gelenlere ve bu mezhebe aykırı hareket edenlere ceza vermek amacı ile 1183 yılında İtalyada kurulmuştur. Papalar, kayıtsız şartsız ağır cezalar veren bu müesseseleri, kendi kudretlerinin bir vasıtası olarak kullanmışlar ve Orta çağda dehşet saçan müesseseler haline gelmesi sonucunu doğurmuşlardır.
Bu mahkemelerin bütün dehşetleriyle hüküm sürdüğü memleketler, İspanya ve İtalya olmuştur, özellikle İspanyada Müslüman olanlara ve Yahudilere karşı tatbik edilen bu mahkemeler Birinci Napoleon tarafından ilkin İspanyada 1807 yılında kaldırılmış, 1834 te bütün Avrupada son bulmuştur.
25 Şubat 2007
Devletlerarası münasebetleri düzen, üyen hukuk kaideleri. Birbiri ile devamlı münasebetlerde bulunan devletler arasında, çıkabilecek bütün ihtilâfları çözmek, antlaşmaların imza edilmesini sağlamak gibi işlemlerin bir düzen içinde olmasını sağlayan hukuk kaidelerinin olması gereklidir.
Bu münasebetler de başlıca iki karakter halinde belirir: Devletin şahsiyetine bağımsızlığına, egemenliğine ve genel menfaatda ki özel kişileri ilgilendiren münasebetlerine bağlı münasebetler; iki devlet arasındaki özel kişileri ilgilendiren münasebetler. Bunlardan birincisi. Devletler Umumî Hukuk kanunu ilgilendiren, ikincisi, Devletler özel hukukunu ilgilendiren münasebetlerdir.
25 Şubat 2007
Hukuk kaidelerinin tatbiki ya da bir hakkın sağlanması için, mahkemeye yapılan müracaat. Dâva hakkı, esas hakka, bir kimsenin tecavüz etmesi ya da o hakkı tanımaması ile meydana gelir. Bu tecavüzden doğrudan doğruya zarar gören kimse de, tecavüzde bulunana karşı, gerek tazminat,gerek aynen hakkını almak, gerekse o kimse hakkında kanunî bir sorumluluk tatbik edebilmek için dâva açabilir.
Bunların dışında, savcı, suç işleyen kimseye karşı hiç bir hakkı almadığı halde, Ceza Kanunun tatbiki edilmesi, için dava açabilmek yetkisini haizdir. Her dâvanın iki tarafı vardır: Biri hak kaidelerine tecavüz iddiası ile kanun hükümlerinin tatbikini isteyen kişidir; buna davacı denir; öbürü hak kaidelerine aykırı hareket ettiği iddia edilen kişidir, buna dâvâlı denir.
Bir davacının, dâva açabilmesi için, haklarından da tasarruf edebilmek yetkisi olması gerektir. Dâva açabilen herkes, hakkını bizzat takip edebilir. Mahkemelerde bu vekillik avukatlar yolu ile olur.
25 Şubat 2007
Hürriyet bağlayıcı ceza şekli. Ceza kanunumuza göre, suçlu olan bir kimse, mahkemenin verdiği cezaya göre, belli bir yere (cezaevine) kapatılır. Hürriyeti bağlayıcı bir ceza olan hapis ağır hapis, hapis ve hafif hapis, olmak üzere üç türlüdür. Özellikleri bakımından aynı olan bu cezalar, süreleri, yürütme rejimleri ve ait oldukları suç cinsi bakımından birbirinden farklıdır. Ağır hapis ve hapis, cürümlere mahsus cezalar, ağır hapis müebbet ya da geçici olabilir. Müebbet olma halinde, suçlu bütün ömrü boyunca cezaevinde kalır. Geçici ağır hapis süresi ise, bir yıldan 24 yıla kadar değişir. Hapis cezası ise, 7 gün ila 20 yıl arasında değişir. Hafif hapis, kabahatlere mahsus bir cezadır ve bir günden iki yıla kadar değişir.
Ağır hapis cezası, memleketimizde bu gün üç devrede uygulanmaktadır. Hükümlü, birinci devrede, cezasının 1/10 una eşit bir süre, geceli gündüzlü yalnız bir hücreye kapatılır; ancak bu süre bir aydan az, sekiz aydan çok olmaz. İkinci devrede, duruma ve suçunun özelliğine göre hükümlüler ayrı guruplar halinde bulundururlar, bu süre, geriye kalan ceza sürelerinin yarışma denktir. Üçüncü devre, geri kalan süredir. Bu devrede bulunan hükümlü iş esası üzerine kurulmuş olan cezaevlerinde çalıştırılır.
Hapis ve hafif hapis cezaları, birinci devre müstesna olmak üzere aynı ağır hapis gibi çektirilir.
25 Şubat 2007
Osmanlı İmparatorluğunda, kazaî ve adlî yetkisi olan kimse. Bugünkü yargıç ve savcıların vazife ve yetkilerine sahip olan kadı, dinî ve göreneksel kanunlara göre hüküm verirdi.Kadı olmak için bütün medrese öğrenimini tamamlamak ve icazet (diploma) almak gerekli idi.Kadılar yavaş yavaş ve zamanla terfi ederek nahiye, ilçe ve sandık kadılıklarına kadar çıkabilirlerdi.
Daha fazla yükselmek için tekrar medreseye dönerek bir süre müderrislik etmek gerekti. Kadılığın bundan sonraki yükselme basamakları Galata, İstanbul Kadılığı Anadolu ve Rumeli kazaskerliği idi. Rumeli kazaskerleri terfi ederlerse şeyhülislâm olurlardı.
25 Şubat 2007
Önceki