16 Aralık 2006 Arşivi

Epistomoloji Nedir

Bilginin değeri ve bilginin kaynağı meselelerini inceleyen felsefe teorisi. Bilgi teorisi ve bilgi kuramı deyimleri ile de bilinir.Filozoflar, her şeyden önce, bu filemde olup bitenleri anlamak, bilmek problemi ile meşgul olmuşlar, bilginin nasıl meydana geldiğini ve bunda rol oynayan faktörlerin neler olduğunu düşünmeden önce insan bilgisinin mutlak olup olmayacağı üzerinde, düşünürlerken, bilginin kaynağının ne olduğu sorusu üzerinde de düşünmüşlerdir.

Bilgi teorisini (Epistemoloji) meydana getiren bu iki esas, böylece, “bilginin değeri meselesi” ve “bilginin kaynağı meselesi” şeklinde kendini göstermiştir. Bilginin değerini inceleyen filozoflar çeşitli görüşleri içine alan felsefe meslekleri ile bu konuyu açıklama yoluna gitmişlerdir.

Dogmatik filozoflara göre, insan bilgisi mutlaktır. Gerek akıl, gerekse duyu organları ile elde edilen bilgiler, gerçeğin değişmez ifadesidir. Bunların dışında gerçek yoktur.Septik filozoflara göne, eşya ve olaylar hakkında kesin hüküm vermekten çekinmelidir. Her türlü “bilirim” iddiasından vazgeçmeli ve her şeyden “şüphe” ile söz edilmelidir.Sofist filozoflara göre herkese göre değişmez bir gerçekten söz edilemez. Gerçeğin ölçüsü insandır. Ferdî şuurların ve bilgilerin dışında bir gerçek yoktur.

‘Skolâstik filozoflara göre, ancak, dinin ve mukaddes kitapların bildirdiği bilgiler birer gerçek olmak karakterindedirler. Dinin ve mukaddes kitapların bildirdiklerinin dışında «gerçek» yoktur.

Kritis filozoflara göre, tenkit etmeden hiçbir fikrin doğruluğunu, yanlışlığını kabul etmemek gerektir, insan bilgisi ancak, tabiat tarafından aklın yaratılış şekline ve sübjektif bünyesine uygundur. Bilgilerimiz, mutlak olamaz.

Pozitivist filozoflara göre pozitif bilimlerin sonuçlarına ve onların bildirdiklerine dayanmayan hiçbir bilginin değeri yoktur.

Bilginin kaynağı meselesini inceleyen filozoflar da, çeşitli görüşleri içine alan felsefe meslekleri ile bu konuyu inceleme yoluna gitmişlerdir. Epistemolojinin ikinci probleminde bilgilerimizin doğuştan, akıldan, duyu organlarımız ve günlük deneylerin bildirdiklerinden sezgiden geldiğini iddia eden çeşitli felsefe meslekleri ve çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bilginin kaynağı meselesini de filozoflar çeşitli felsefe meslekleri ile, şu sekide açıklama yoluna gitmişlerdir.

Rasyonalist filozoflara göre, bilginin kaynağı akıldır. Akıl da ilâhi bir kaynağa sahiptir. Akıl prensiplerimiz doğuştan gelmektedir. Akıl prensipler, gibi Tanrıya ,sonsuzluğa, kemale ait fikirlerimiz doğuşla birlikte gelmişlerdir.

Empirist filozoflara göre, bilgilerimiz deneyden gelmektedir. Deneyler edinmemizde duyu organlarımızın da rolü vardır. Duyu organlarımızın bildirdiklerini ,akıl almamazlık edemez. Emtüistyonist filozoflara göre, iki çeşit bilgi vardır. Bilim ve felsefe. Bunlarda birincisi zekânın, ikincisi içgüdüye dayanan sezginin ürünüdür. Zekâya dayanan bilgi esas hayatın bilgisi, sezgiye dayanan felsefe bilgisidir. Sezgiden gelen bilgiler, bize değişmez gerçekler: verir.

Pragmatist filozoflara göre, bilgilerimiz yaşanan hayatla ilgilidir. Bilginin konusu olan gerçeği hayatla olan uyumluluğu ile ele almalıdır Günlük hayatla ilgili olmayanlar bir bilgiye ve onun konusu olan gerçeğe ne bilgi ne de gerçek gözü ile bakılamaz.

Yorum ekle 16 Aralık 2006

Böcek Yiyen Bitkiler Nedir

Çoğu sıcak memleketlerde olmak üzere 500 e yakın türü bulunan bir bitki grubu. Bu bitkiler kendi kendilerine özümleme yapıp normal beslenebildikleri halde, azot ve fosforlu besin tuzları bakımından fakir olan topraklarda yaşadıklarından topraktan alamadıkları bu maddeleri canlı hayvanları bilhassa böcekleri avlanmak ve sindirmek suretiyle sağlarlar. Bu bitkilerin başlıcaları Drozera, Diyonea, Utrikularya, Nepentes tir.

 

Bunların böcek tutan organları, çoklukla yapraklarından, ya da yaprak kısımlarından ibarettir. Bunlar, çeşitli salgı ve balözleriyle böcekleri kendilerine çekerler. Böylece bitkiye yaklaşan böcek, ya yakalama organındaki sıvıya yapışır (Drozera), ya yaprak bir kapan gibi kapanarak böceği içine alır. (Nepentes).

Yorum ekle 16 Aralık 2006

Bitkilerin Fizyolojisi Nedir

Her canlı gibi bitkilerde de beslenme, solunum, büyüme ve üreme faaliyetleri vardır. Beslenme : Bitkilerin beslenmesi de rol oynayan maddeler su, madde tuzları, hava ve güneştir. Bitkiler, klorofil taşıdıklarından, bunları (anorganik maddeleri) organik madde haline getirirler. Su, bitki için en önem maddelerden biridir. Bitkiler, suyu, emici tüyleri vasıtasıyla topraktan alır odun boruları vasıtasıyla topraktan al ve odun boruları vasıtasıyla yapraklar kadar gönderir. Suyun içinde buluna madensel tuzlarla ve havadan aldığı karbondioksitle, güneş ışığı altında Özümlemeyi yaparak ,organik besin maddelerini meydana getirir

Solunum : Bitkiler de ,öbür varlıklar gibi, oksijen alıp, karbondioksit vermek suretiyle solunum yaparlar. Yalnız gündüzün özümleme sırasında bitkilerin aldığı karbondioksit, solunur

için verilen karbon dioksitten fazla olduğu için, solunum olayının tersi oluyormuş gibi bir durum meydana gelir.Gerçekte bitkiler,özümleme olayının dışında, her canlı gibi solunum yapmaktadırlar. Bu olay geceleri daha belirli olarak meydana çıkar.

Büyüme : Bitkilerin büyümesi çeşitli dış faktörlerin etkisi altındadır : a - Isı : (büyüme ve özümleme yapabilmek için bitki türüne göre değişen bir ısıya ihtiyaç vardır), b - Işık : (bitkilerin toprak üstü kısımlarınım büyümesi, çiçek açabilmesi ışık ile mümkündür), c - Yer çekimi (bitki organlarının bölünme ve şekil bakımından etkisi vardır), d - Mekanik etkiler (bitki köklerinin büyümesi için taş parçalarına tesadüf edilmemesi, toprak üstü kısımlarının büyümesi için, engelsiz bir yer bulması gerekir), f - Su ve maddeler etkisi (büyüme için gerekli maddelerin az ve çok bulunması), g -Yabancı organizmaların etkisi (bitki içerisine girmiş asalak organizmaların bitki büyümesine engel olması) gibi.

Üreme : Bitkinin meydana gelmesi yüksek bitkilerde tohumların ,ilkel bitkilerde sporların çimlenmesi ile başlar. Olgunlaşmış spor ve tohumlar, ilkin bir dinlenme devresi geçirir, sonra yeter derecede ısı, su ve oksijen gibi uygun dış şartlar bulunca çimlenir. Bu suretle büyüme başlar. Bitkilerde büyüme kök ve gövde uçlarındaki sürgün dokularla olur. Zamanla dokular ve organlar meydana gelerek bitkinin esas yapısı belirli bir durum alır.

Yorum ekle 16 Aralık 2006

Ağaç Nedir

Odunlaşmış bir gövdesi olan, kökleri ile toprağa tutunmuş ve yapraklardan ya da yapraklı dallardan bir tacı olan bitki. Gövdeleri odunlaşmış da olsa,, ince gövdeli olanlara çalı denir. Bitkiye ağaç karakterini veren odunlaşmış gövde, tam tepesine kadar ya da yapraklı dalların başladığı yere kadar uzanır. Bütün bitkiler gibi ağaçlar da bol besine muhtaçtır.

 

Ağaç besinini, toprağın derinliklerine kadar uzanan kökleri ile alır. Yaprakları ile aldığı güneş ışığını ve karbondioksit gazı ile özümlemeyi yapar.

Ağaçlar, yaprakları bakımından ikiye ayrılırlar: Yapraklarını döken ve yapraklarını dökmeyen ağaçlar. Yapraklarını döken ağaçlar, her sonbaharda yapraksız kalırlar ve ilkbaharda yeniden yaprak vermeğe başlarlar. Yapraklar, geniş ölçüde suyun buharlaşmasına sebep olduğu için, ağaçlar kışın bu derece su kaybına dayanamazlar. Yapraklarını dökmeyen ağaçlar ise yıllarca bu durumda kalırlar. Bu çeşit ağaçların yaprakları küçük, dar ya da sert kabuklarla kaplıdır.

Her yıl büyümesine davam eden ağaç, gövdesini kalınlaştırır ve gövdesindeki odun nispeti böylece her yıl artar.

Ağaçların beslenmesinde en önemli madde olan karbondioksit, ağaçlar tarafından gündüz kullanılır. Bu bakımdan, ağaçlı yerlerin havası, daima iyi ve temizdir. Ağaç, aynı zamanda bir yerin iklimine de etki eder. Oranın havası rüzgârlı ve yağışlı olmasını sağlar.

Türkiye’de ağaç, topraktan sökülmeyince taşınamayan bir varlık sayıldığından, Türk Medenî Kanununa göre, toprağın bir parçasıdır ve toprak sahibinin malı sayılır. Ancak, dallarının komşu olanlara zarar vermemesi de gerekmektedir.

Ağaçlar, bir memleketin süsü olmaktan başka sağlık kaynağı ve daima faydalı olan bir mal olduğu için ağaç yetiştirilmesi ve ağaç sökülmesi belli kanunlarla kayıtlar içine alınmıştır.

Yorum ekle 16 Aralık 2006


Takvim

Aralık 2006
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Kasım   Ocak »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Aylara Göre

Kategorilere Göre