Astroloji, gezegenleri,yıldızları yorumlayan ve insanlar üzerindeki etkisini araştırıp bilgimize sunan bir bilimdir. Astrolojide aslen her şeyin insanın iradesi altında gerçekleştiği vurgulanmaktadır. Astroloji bilimi tasarlanırken hazırlanan dönemleri insanlara göre analiz eder, karşımıza çıkacak şanslılık ve şanssızlıkları, bu olayların zamanlarını, doğum anından itibaren beliren rotamızda karşımıza çıkacak her türlü ayrıntıyı elde olan mevcut bilgiler ışığında bize göstermeye çalışır.
Buradan elde edilecek veriler tamamen tahminlerden ibarettir ve kesin doğru olacak emir gibi bir şey söz konusu değildir. Astrolojide temel olan gezegenlerin yorumu da yine size bağlıdır ki doğru zamanlamayı yine siz yapacaksınız demek oluyor bu.Astrolojiden diyelim bu hafta şanslı olduğunuz bilgisine ulaştınız. Siz eğer bu hafta bir bilet almazsanız yada her hangi bir girişimde bulunmaz oturursanız muhtemelen bu şansınız olmayacaktır. İnsan psikolojisi ve motivasyon hayatta kalabilmek için canlıların sahip olması gereken yegane unsurlar arasındadır. Astrolojiyi işte bu motivasyonu sağlamakta hız kazanmak için kullanabilirsiniz. Diğer bir taraftan diyelim ki astrolojik bilgiler önümüzdeki hafta sizin için iyi bir hafta olmayacağına işaret ediyor. Ne yapacağız çaresiz evde mi oturacağız? Tabii ki hayır. Bu sefer motivasyonumuzu sağlamak için diğer alternatif yöntemleri kullanacağız. Bunlar yapmaktan en çok zevk aldığınız şeyleri yaparak güne başlamak yada en başarılı olduğunuzu düşündüğünüz şeyleri yapmak düşünmek gibi şeyler olabilir. Hurafe de değildir astrolojik bilgiler. Eğer siz astrolojideki bilgileri tamamen gerçek olarak alırsanız zararlı, tamamen yanlış olarak alırsanız da saçmalık olarak gelecektir. İkisi arasındaki dengeyi kurabilen bireyler çok daha barılı ve verimli sonuçlar alabilmektedirler.
5 Eylül 2006
Sevgi hissedilen en güçlü duygulardan biridir. Benzeri bir duygu en yakın nefrettir. Etkisi çok uzun sürer ömür boyu unutulmayan iki duygudur sevgi ve nefret. Bir şeyi ya da birini sevmek esasında sizinle aynı frekansta olan şeyleri ayıklamaktan ibarettir. Sevginin ölçüsü yoktur ve olamazda. Çünkü gözle görünür çiçek böcek gibi şeyler kadar gözle görünmeyen şeylerde sevilir.
Ölçülemez fakat vücuttaki etkileri ile sınıflandırılabilir. Örneğin bir çiçeği gördüğünüzde çok fazla heyecanlanmazsınız ama gördüğünüze sevinebilirsiniz. Sevgilinizi ya da uzun zamandır görmediğiniz ailenizi gördüğünüzde etkisi hissedilir derecede farklı ve fazla olur. Kimi bu anlarda tepkilerini bastırabilir kimi engel olamaz. Ağlama ve gülme gibi zıt iki eylemdir. Fakat sevinirken tepki olarak aynı şeymiş gibi ortaya çıkabilir. Kimi ağlar sevinçten kimi güler yine sevinçten. Sevgiden yoksun bir canlı uzun ömürlü olamaz. Bir nevi gıda gibidir sevgi. Sevgi verildiğinde de alındığında da aynı etkiyi yapar. Yemek yemez yanınızdakine verirseniz aç kalırsınız. Ama birinin sizi sevmesini beklemeksizin onu severseniz tıpkı sevilmiş gibi vücudunuz tepki verir. Sevinme vücutta mutluluk hormonu (seratonin) salgılanmasını sağlamaktadır. Bu hormon salgılandıkça olaylara bakış açınız hep pozitif yönde olmaktadır.
Ön şart bu hormonun salgılanması için uygun zeminin hazırlanmasıdır ki bu işte kişinin kendi elinde olan bir şey değildir. İçinde bulunulan zaman mekan ruh hali ve konum kendiliğinden mesajlarını verir ve bu mesajlar vücut tarafından algılanarak etki tepki olayı gibi hormonun salgılanması gerçekleşir. Birini ya da bir şeyi sevmek kendinizi daha yakından tanıma fırsatı da sunmaktadır. Hiç bilmediğiniz yönleriniz ortaya çıkacaktır. Normalde verdiğiniz tepkilerinizde değişecektir. Gerçek sevgi işte bu duygular hissedildiğinde ancak anlaşılabilir. Birini gerçekten seviyor muyum? Sorusunun cevabını bulmak için işte bu konularda kendinizi sınamalı ve daha sonra değerlendirmelisiniz.
5 Eylül 2006